Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

Rusya savaşmak mı istiyor? - 3

Rusya savaşmak mı istiyor? - 3 Bundan evvelki iki yazımızda başını İngilizlerin çektiği, Batı Medyasına göre Rusya’nın esas gayesinin, Akdeniz’e kalıcı bir şekilde inmek olduğunu, uçağını da bu amacını gerçekleştirmek için düşürttürdüğünü ve gerekirse bu uğurda savaşa girebileceğini söylemiştik.

Bu iddiaya benim de katıldığımı ifade edip 5 sebep ileri sürmüştüm. Bu sebeplerden üç tanesini yazmıştık ancak üçüncüye devam edeceğiz, diğer sebepleri de kısaca açıp bu konuyu sanırım dört bölümde tamamlayacağız.

3- (devam) Rusya’da ki Müslümanlardan söz edince elbette, sadece Rusya’nın içindekilerden değil, diğer Cumhuriyetlerden de bahsetmemiz gerekecektir. Bu çerçevede altı tane “Türkî’’ Cumhuriyet’in Türkiye ile ilişkilerini kabaca gözden geçirelim ve Rusya’yı rahatsız edecek bir gelişme olup olmadığına, nüfuslarının yoğunluğuna göre sıralayıp bakalım.

A - Özbekistan:

Nüfusu 31 milyon dolaylarında.

1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiş ve ilk tanıyan ülke, biz olmuşuz. GSYİH 5500 Dolar. Ticaret yaptığı ülkeler: Çin, Kazakistan, Rusya, Türkiye ve Kuzey Kore.

Özbekistan’ nın, bağımsızlığını kazanmasından hemen sonra başlamak üzere, bugüne kadar ikili ilişkilerimizin hukuki altyapısını ve temelini oluşturacak 100 dolayında ikili anlaşma ve protokol imzalamışız.
 
Özbekistan’la ticari ilişkilerimiz 2010 yılında başlıyor. Aynı yıl Özbekistan’a 282.7 milyon dolarlık mal satmış, 861.4 milyon dolarlık ta mal almışız. 2010 yılında Özbekistan’la olan toplam ticaret hacmimiz 1.144 milyar dolar olmuş.2014 yılında bu hacmin 603.4’ü ihracat, 780.7’si de ithalat olmak üzere toplam 1.384 milyar dolara ulaşmış.

Özbekistan’da Tekstil ve Müteahhitlik başta olmak üzere, birçok alanda faaliyet gösteren 500 den fazla Türk firması,50 bin kadar Özbek vatandaşına istihdam sağlamaktadır.

Özbekistan’la tarım, sağlık personeli eğitimi gibi birçok alanda TİKA marifeti ile önemli projeler uygulanmış, bu ve benzeri alanlarda Türkiye’nin destekleri devam etmektedir.

B - Kazakistan:

Nüfusu 18 milyon dolaylarında olan Kazakistan’ ın 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmesinden hemen bir dakika sonra ilk tanıyan ülke Türkiye olmuş.
2009 yılında Kazakistan’la stratejik ortaklık anlaşması imzalanmış. Daha sonra bu anlaşma, ‘’Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi’ ne dönüştürülmüş ve biri kurulduğu yıl Kazakistan’da, biri de 2013 yılında Ankara’da olmak üzere iki toplantı yapılmış.

Türkiye Şirketleri Kazakistan’da 2 milyar dolardan fazla yatırım gerçekleştirmiştir, ileriye yönelik olarak bu firmaların proje değerinin toplam tutarı 18 milyar dolar civarındadır. Petrol ve Turizm ağırlıklı Kazak Firmalarının Türkiye’de ki tutarı ise yaklaşık 400 milyon dolar dolaylarındadır.

Türkistan’da ki Ahmet Yesevi Üniversitesinin dört yerleşkesinde 30 binden fazla öğrenci eğitim görmektedir.
2014 yılında Kazakistan’a 977.8 milyon dolar tutarında mal satmış ve onlardan 2.453 milyar dolarlık mal almışız, toplam hacim 3.431 milyar dolar olmuş.

C - Azerbaycan:

9 Kasım 1991 günü Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke biz olmuşuz. Nüfusu 9.5 milyon kadardır.

Bu ülke ile 2010 yılında başlayan “Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşması’’, aynı yıl Eylül ayında “Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi” ne dönüştürülmüş ve ilk toplantısı da bir yıl sonra İzmir’de yapılmıştır. YDSK’ nin ikinci toplantısı Eylül 2012’de Gebele’ de, 2015 yılı Ocak ayında da son toplantısı Ankara’da yapılmıştır.

Türkiye ile Azerbaycan arasında Ticari ve Ekonomik ilişkiler kadar siyasi, sosyal, kültürel ve askeri ilişkiler de önemli boyutlardadır. Bu ilişkiler giderek daha da artmaktadır.

2011 verilerine göre Azerbaycan’ a 2 milyar 65 milyon 166 bin dolar tutarında mal satmış, Azerbaycan’dan 1 milyar 388 milyon 504 bin dolarlık mal almışız.

2014 verilerine göre ise 2.876 milyar dolar ihracat, 2.229 milyar dolar da ithalat gerçekleştirmişiz. En önemlisi de ihracatımızın %87’ye yakın oranını sanayi ürünlerimiz teşkil etmektedir.

Azerbaycan’la bölgesel ve enerji konularında da oldukça yakın ve sürekli gelişen ilişkilerimiz söz konusudur.

Azerbaycan Kuzey- Güney Kafkasya bölgeleri arasında bulunması, zengin enerji kaynakları ve diğer Türki Cumhuriyetler ile Türkiye arasında ki ulaşım konumu açısından Türkiye için hayati derecede önemli bir ülkedir.

Türkiye de bunun farkındadır.

Fakat bu farkındalık sadece Türkiye için değil, Türkiye düşmanları için de söz konusudur.

Bu sebepledir ki ana konumuz açısından, önemi bakımından ve diğer cumhuriyetlerden de kısaca bahsedip konuyu toparlamak için bir bölüm daha sabrınızı zorlayacağım.


Ferman Karaçam - Haber7

fermankaracam@gmail.com
twitter.com/fermankaracam
facebook.com/ferman.karacam
instagram.com/fermankaracam

Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha