Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

Bu vebal size yeter!

Bu vebal size yeter!
Birkaç gün kadar önce, akşamın dar vaktinde telefonum çaldı.

Uzun zamandır görüşmediğim ama kendisini yakından tanıdığım 35-40 yaşlarındaki yakın komşum arıyordu. Yaşlı annesini, yedi-sekiz yıl önce uzun bir yatalaklıktan sonra kaybettiği rahmetli babasını, mütedeyyin ve mesture eşini, pırıl pırıl çocuklarını tanıyorum.

Komşumun, telefonda ki benimle görüşmek isteyen sesi titrek, kısık ve kaygılıydı. Belli ki bir sorun vardı. Çabucak giyindim ve kendisiyle görüşmek üzere söylediği yere gittim. Zoraki tebessüm eden mavi gözleri nemli, uzayan sarı sakalları ve giyim kuşamı perişandı.

- “Hayırdır kardeşim, annene mi, çocuklara mı bir şey oldu, neyin var,telefonda sesin pek iyi gelmiyordu?” dedim. 

- “Hayır gibi görünmüyor, Ferman Bey” dedi. 

-" Biliyorsun 12 yıldır Samanyolu Televizyonunda çalışıyorum. Müdürümüz bugün çağırdı ve yarın itibariyle işimize son verildiğini, yarın helalleşip ayrılacağımızı söyledi. Esas sıkıntım, birkaç yıl önce bir ev almıştım, kredi çektim ve ciddi bir borca girdim, her ay iki bin liradan fazla ödüyorum, bu yükün altından nasıl kalkacağımı bilemiyorum, üstelik çocuklar okuyor…"

Genç komşumun sesi giderek titriyor, gözleri nemleniyordu, devam etti. 

-"Aslında ev taksitlerimin hiç değilse bir kısmını ödeyecek kadar tazminatım olabilirdi fakat 2003 yılından itibaren çalışmaya başladığım halde beni, 2012 yılında sigortalı yaptılar. Bu konuyu bütün kademelerde defalarca dile getirdim. Canlarını sıkacak kadar ileri giderek konuştum, beni sürekli oyaladılar ve tamam hallolur dediler. Şimdi ise bana üç yıllık tazminat vermekten bahsediyorlar, geriye kalan 9 yıllık emeğimi yok sayıyorlar. Verecekleri üç yıllık tazminat ‘ta bir iki aylık ev’in masraflarına ancak yetecek” dedi. 

Ortada dramatik bir durum vardı, bunu anlıyorum ama bir de katmerli zulüm var.

İnsan emeğine karşı haksızlık, çoluk çocuğun rızkına karşı saygısızlık var.

Bugüne kadar, bu grubun sigortasız insan çalıştırdığını duyardım, hatta üç yıl çalışan bir kişinin sigortasız çalıştırıldığına da yakından tanığım. Ancak bu kadar uzun bir süre hiç acımadan,merhamet etmeden, umursamadan insanların emeklerini, geleceklerini, alın terlerini hoyratça ve zalimce sömürmek için insanlık değerlerinden yoksun olmak gerekir, ben de bunların insanlıktan bu kadar uzaklaşmış olabileceklerine ihtimal vermiyordum. Çünkü;herkes gibi ve herkes kadar ben de onlara inanmıştım ve “İnsan için alın terinden/emeğinden başkası yoktur” ayeti ile çok kesin, çok keskin ve anlamlı bir biçimde emeği, insanın bir uzvuymuş gibi niteleyen Kur’an-ı Kerim’e inanan her Müslüman'ın buna uyması gerekir,diye düşünüyordum.

Alın teri ile kazanan bir insanın yaşlılığında ona destek olacak en iyi yoldaşı sigortalılığı yani emekliliğidir. Bunu hepimiz biliyoruz.

Yani, İnsan emekten ibarettir. Yani, İnsanın aklı da, duyguları da üretmek için vardır.

İnsanın uzuvları da, yetenekleri de üretim yapmak, ortaya bir değer, bir ürün, bir yapıt koymak içindir. Eğer dünyada bir hoş sâda bırakacaksak bunu emeğimizle yapabiliriz. Bu sâda’ya alın terimizi katarak o’nu hoş hale getiririz. Emeksiz insan, insan değildir asalaktır, yüktür, bu dünyaya gelip gitmiş bir bitkidir. 

Emek insanın bir parçası, bir uzvudur.

Kur’an’da Hz. Meryem’in kütüğe dokundurulması ve peygamberimizin, boş otururken selam vermediği sahabe buna örnektir.

Emek kutsaldır. 

İnsanın emeğini görün, fark edin ve karşılığını verin. Allah’tan korkun, Peygamberlerden utanın. İnsanları sigortasız çalıştırmayın en büyük kul hakkı emek hırsızlığıdır. Ama siz bunu unuttunuz, umursamadınız, komşumun ve bunun gibi yüzlerce insanın haklarını gasp ettiniz. Hani siz sadece hizmet ehliydiniz. Hani siz siyasetin şeytan işi olduğuna inanır, ondan uzak dururdunuz. Hani siz evlerinizde, yurtlarınızda masum Anadolu Çocuklarına sadece İslam’ı, ahlaklı olmayı öğretecektiniz.

Hani siz otoriteye asla karşı durmaz, başınızı eğer, işinize bakardınız? 

Hani siz hak hukuk bilir, öğretir ve yaşardınız? 

Oysa siz siyasetin tam da göbeğine girdiniz,bu komşumun ve daha önce başka dostlarımın da söylediği gibi STV’de çalışan herkesi tek tek çağırıp AK PARTİ dışındaki partilere oy vermelerini istemişsiniz.

Peki, bu siyaset değil midir?

Evlerde ve yurtlarda kalan çocukları otobüslere doldurup sokaklara dökmek, hele o mütedeyyin kız çocuklarını kendi başları açılırken, ikna odalarına alınırken direndirmediniz de sermaye uşaklığı için sokaklara dökmek, direndirmek nasıl bir ahlak anlayışına uymaktadır?

Yine siz, “otoriteye karşı durulmaz” derken, otoriteyi elinde tutan,otoriteyi kullanan Müslüman olunca karşı çıkarız, direniriz mi demek istemiştiniz de biz sizi yanlış anlamışız? 

Yani otorite ’den kastınız sadece emperyal güçler ve onların içeride ki ortakları olunca mı, onlara direnmiyor, karşı çıkmıyorsunuz?

Gelelim bu komşum ve onun gibi yüzlerce, binlerce garibanı işsiz, güçsüz bırakmanıza; Bu vebal; o sivri kalemlerini ciğerlerimize batıran tuzu kuru kalemşörlerinizi de,ekranlardan mürebbiye edasıyla parmaklarını gözlerimize sokarak,avurtlarını şişirerek konuşan ve solcu geçinen kapitalistlerinizi de , yandan çarklı çember sakallı kriptolarınızı da, ciğeri beş para etmez hain muhbirlerinizi de ve önemlisi bütün bu insanların sokağa atılmasına sebep olan baş aktör, kişiliksiz piyonu da hem burada,hem öte dünyada asla rahat bırakmayacaktır. 
 
Bu gençlerin, bu hizmet ehli Anadolulu tertemiz kızların,hele hele işten çıkarılanların eş ve çocuklarının veballeri sizin yakalarınıza birer akrep gibi yapışacaktır.

Ayrıca istismar ettiğiniz bu kutlu dinin vebali de size öbür dünyayı dar edecektir.


Ferman Karaçam 

fermankaracam@gmail.com

twitter.com/fermankaracam

facebook.com/ferman.karacam

instagram.com/fermankaracam

Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha