Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

Sosyal Medya ve Gençlik

Sosyal Medya ve Gençlik Geleneksel Medya Mecraları olarak adlandırabileceğimiz Radyo, Televizyon, Dergi ve Gazete’nin dışında, her gün bir yenisi ortaya çıkan, sosyal ve dijital medya mecraları ile ilgili ve bu mecraların gençlerle ilişkisini anlatmam istendiğinde, doğrusu, yıllarca içinde bulunduğum Klasik Medya’dan bakarak, sosyal medyayı da konuşabileceğimi düşünmüştüm.

Konunun içine girdikçe zor ve çetrefil bir işle karşı karşıya olduğumu anladım.

Ancak, bu alanla ilgili konuşmamı zorlaştıran, sadece, benim Klasik Medya’dan bakışım değil, aynı zamanda, Sosyal Medya’nın hızı ve bu hız’a paralel olarak Türkiye’de gelişmemiş/gelişememiş bir dokümanter eksikliği de rol oynamıştır.

Konunun bu tür zorluklarına rağmen, Konya Büyükşehir Belediyesinin büyük emek ve gayretlerini önemsememiz gerektiğini de teslim etmeliyim.

Sosyal Medya ve Gençlik konusunda ki tebliğimi üç ana başlıkta sunmayı düşünüyorum:

Birincisi: Sosyal Medya’nın ekonomik büyüklüğü, izleyicisi, takipçisi, paylaşımı ve potansiyeli,

İkincisi: Sosyal Medya’nın gelişimi, içeriği, olumlu-olumsuz etkileri,

Üçüncüsü: Gençliğin, kendisini, ansızın içinde bulduğu bu küresel heyulanın baskı ve olumsuzlukları ile savaşmanın ve bu süreci lehimize çevirmenin üzerinde duracağım yani ne yapmalı sorusuna cevap arayacağım.


A- Sosyal Medyanın ekonomik büyüklüğü, izleyici-takipçi veya paylaşım Potansiyeli:

Hiç şüphesiz, 21, yy’ın en büyük teknolojik devrimi internet’tir. 

İnternette de en büyük devrim Facebook ile yaşanmıştır.

4 Şubat 2004 yılında, ABD’de Harvard Üniversitesinde okuyan Mark Zucberg adlı bir üniversite öğrencisi tarafından temeli atılan Facebook bugün internetin en büyük sosyal ağlarından biridir.

Kurulduğu sıralarda sadece Harvard’da okuyan öğrencileri üye yaparak başlayan Facebook’un bugün 14 milyona yakın kayıtlı üyesi vardır.

Sosyal paylaşım ağı şeklinde bir internet uygulaması olan bu dev ağ’a günde 8,5 milyon fotoğraf yüklenmektedir. Ve ilk başlarda insanların çocukluk ve gençlik arkadaşlarını bulma hizmeti veren facebook bugün;

- Profil oluşturma

- Oyun oynama

- Bilgi paylaşma

- Yeni arkadaşlıklar kurma

- Fotoğraf yükleme

- Video yükleme, seyretme ve arama 

- Bilişim 

- Teknoloji ve birçok sosyal hizmet vermektedir.


Ayrıca Facebook’un İnstagram ve Whatsapp gibi iki büyük yan kuruluşu daha vardır. Facebook’un bir aylık aktif kullanıcı sayısı 1,4 milyar kişidir.

2014 yılı rakamları ile yıllık geliri 12. 47 Milyar dolardır. Facebook’ta her gün 300 milyon fotoğraf paylaşılmaktadır. Çalışan sayısı ise 20 milyon kişi dolayındadır.

2014 yılı Eylül ayı verilerine göre, Türkiye’de çalışan nüfusun kayıtlı ve kayıtsız toplam sayısı 26 milyondur.

Bunun 7 milyon kadarının ücretli, yevmiyeli veya kendi adına çalışan olduğunu kabul edersek toplam, 19 milyon çalışanımız var demektir.

Rakamlara bakıldığında Facebook’da çalışanların sayısı 78 milyonluk olan ülkemizin çalışan sayısından daha fazladır.

Facebook’un Avrupa Birliği üyesi ülke ekonomilerine katkısı ise 17-18 milyar Euro civarındadır. 2015 Mart ayı itibariyle Facebook’un bazı ülkelerdeki kullanıcı sayısı aşağıdaki gibidir.


1- ABD :188 Milyon kişi

2- Hindistan : 122 Milyon kişi

3- Brezilya : 98 Milyon kişi

4- Endenozya : 72 Milyon kişi

5- Meksika : 58 Milyon kişi

6- Filipinler : 42 Milyon kişi

7- Türkiye : 40 Milyon kişi

8- Almanya : 28 Milyon kişi


Bir başka sosyal medya dev’i yine ABD’den, 1988 yılında kurulan ve bir anonim ortaklık şeklinde faaliyet gösteren Google adlı arama motorudur.

Google da, internet içerikli hizmet ve ürünler geliştirir, çevrimiçi bilgi dağıtımı, reklam teknolojileri ve arama motorları için yeni yatırımlar yapan çok uluslu bir şirkettir.

Google son yıllarda daha çok mini ekranlı, parmak büyüklüğünde, ofis bilgisayarlar üretmeyi planlıyor.

Youtube: Bu arama motoru da 2005 yılında kurulmuş ancak bir yıl sonra Google tarafından 1.65 milyar Dolar’a satın alınmıştır.

Bir video izleme platformu olarak çalışmaktadır.

Bu platformda, kullanıcıların kendilerinin oluşturduğu müzik videoları, amatör klipler, TV programı parçacıkları olmak üzere, Youtube’a bir günde, 65 bin adet yeni video klip yüklenmektedir, 100 milyona yakın video klip izlenmektedir ve ayrıca izleyenler bu klipler hakkında yorumlar yapıp not verebilmektedirler.

Google yöneticileri Youtube’la ilgili Mart 2015’de başladıkları ve Youtube Academy adını verdikleri yeni bir proje ile kendi kullanıcılarını eğiterek farklılaştırıp, gelişen dijital video dünyasında daha başarılı olmalarını hedefliyor.

Youtube’un aktif kullanıcı sayısı 1 milyar dolayında, yıllık cirosu ise 4 milyar dolar civarındadır.

Bir başka sosyal medya platformu Twitter’dır. 

Twitter da, 2006 yılında ABD’de Jack Dorsey adlı bir bilgisayar tutkunu tarafından kuruldu.

Günde 70 milyon dolayında twet atılıyor. 300 milyondan fazla aktif kullanıcısı olduğu ve 2014 verilerine göre yıllık 2 milyar dolar civarında bir gelire sahiptir.

Twitter ABD dışında ilk ar-ge ofisini Hindistan’da açmıştır.

Kuruluşu kitap haline getirilen sosyal medya platformu Twitter’ın yakında dizisi de yapılacaktır.

Bir diğer sosyal medya platformu fotoğraf paylaşım uygulaması olan İnstagram’dır. 
 
2010 yılında ilk fotoğrafı yayınlayarak internet dünyasına giren uygulama 2012 yılında Facebook tarafından 1 milyar dolara satın alınmıştır.

2014 yılında aylık kullanıcı sayısı 300 milyon dolaylarına ulaşmıştır.

Her gün 70 milyon fotoğraf paylaşılan uygulamanın 2014 yılı verilerine göre piyasa değeri 35 milyar dolar civarındadır.

Yukarıdaki sosyal medya uygulamalarından söz ederken önemli gördüğüm iki hususa dikkatinizi çekmek istiyorum: bu uygulamaların hemen hepsinin kuruluşunda rastgele davranışlar ve amatör kişilikler söz konusudur.

Bir diğer dikkat çekici özellikleri de başka sektörlere göre az bir süre içerisinde, ciddi ekonomik büyüklere ulaşıyor olmalarıdır.

Sosyal medya aktörlerinin kısa sürede önemli cirolara ulaşması dünyanın dev iletişim firmalarının dikkatlerini çekmiş hatta iştahlarını kabartmıştır.

Çünkü aşağıda isimlerini de zikredeceğimiz bu medya devleri bir garajda temeli atılan Google’ı veya bir üniversite kampüsünde, daha üniversite diplomasını bile almamış gencecik bir öğrenci tarafından temeli atılan Facebook’u hazmedemiyorlar, onları ve onlar gibi diğer sosyal ağları da büyük ailelerinin içine almak istiyorlar.

Bu çerçevede, Sarkozy’nin Fransa Cumhurbaşkanı iken, bir e-65 formunda şu cümleleri sarf etmesi oldukça manidardır “ interneti, sizi yanlış yollara götürecek ellere ya da güvenliğinize, birliğinize kastedecek ellere bırakmayın.”

Sarkozy burada bir yandan hükümetlere sesleniyor ama bir yandan da bu işi çoluk çocuğun eline bırakmayın, alın bu sosyal ağları imparatorluğunuzun içine katın, böylece, hem siz biraz daha büyüyün, hem de biz muhatabımızı bilelim demek istiyor.

Zaten dünyadaki medya evliliklerine ve yeni yatırımlarına yakından bakılırsa Sarkozy’nin dedikleri gerçekleşiyor ve gerçekleşmektedir.

Dünyadaki diğer klasik medya devlerine de kabaca bir göz atacak olursak 


1- AOL-TİME Warner 

2000'li yıllarda yaptığı şirket evlilikleri ile Dünya'nın en büyük medya devi olduğunu söyleyebiliriz.

Dijital ve Kablolu yayın olarak CNN'in de içinde bulunduğu devasa bir yayın ağıdır. Sadece ABD'de, kablolu yayınları ile, 15 milyona yakın insana ulaşmaktadır.

Başta, ünlü Time ve Fortune gibiler olmak üzere çeşitli periyodlarla yayınlanan 33 dergi ile 120 milyon kişiye ulaşmaktadır.

Ayrıca yine ünlü Time Life Books gibi onlarca kitap markasının da sahibidir.

İnternet ve internet üzerinden telefon hizmetleri konusunda ise ABD'de rakipsizdir.

Bunların dışında çok sayıda internet ortaklıkları, stüdyo mağazaları ve Warner Bros ürünleri ile de milyonlara hitap etmektedir.

Film ve TV konusunda ise meşhur çizgi film üreticisi Hanna Barbera gibi yaklaşık 15 şirket ile Warner Bros gibi tanınmış dev şirketler ve 12 ülkede de Multiplex sinemaları vardır.


2- Vivendi SA

Telekom ve su özelleştirmelerinde ünlü olan bu şirket iki binli yıllarda büyük bir medya devi olan Kanadalı Seagram'la birleşti.

Bu grup Seagram ile birleştikten sonra medya alanında AOL Time-Warner'dan sonra dünyanın en büyük medya imparatorluğu haline geldi.

Grup; eğitim, müzik, telekomünikasyon, basın, internet, yayın ve sinema alanında faaliyet gösteriyor.

Vivendi'nin Polonya, Mısır, Monaco, Macaristan ve İspanya'da Telekom faaliyetleri var. İki büyük Fransız telefon şirketinin de sahibi.

Universal Studio Experiences adlı Çin'den Barcelona'ya kadar uzanan 5 adet tematik Park’ta Vivendi-SA’nındır.

Ayrıca onbir Avrupa ülkesinde, yaklaşık on beş milyon abonesi olan ve Fransa'nın en önemli kanallarından biri olan canal+'nın sahibi de Vivendi'dir.

Vivendi, müzik mecrasında ise Universal Music Group olarak Motown ve Polygram markaları ile 63 ülkede bu mecranın % 22'sini elinde bulunduruyor.

Vivendi, Vivendi.net adlı internet şirketi ile faaliyet gösteriyor ve Vodafone'la beraber cep telefonlarını, internet'i ve interaktif TV'yi birleştiriyor.

Öte yandan bir eğitim sistemi olan education.com ve Mp3.com gibi büyük mecraların da sahibi.


3- The Walt Disney Co.

Eğlence sektöründe dünyanın en büyük medya şirketidir.Televizyon olarak da ABD'nin en büyük kanallarından biri olan ABC şebekesi dışında 10 TV kanalı ve 29 radyo istasyonu vardır.

Kablolu ve dijital yayın olarak, uluslararası spor kanalı ESPN'nin Asya, Avrupa ve Latin Amerika'da ve ayrıca 170'e yakın ülkede yayınları vardır.

Ayrıca Walt Disney TV ve sportsvision Australia dışında 10'a yakın başka TV kanalı vardır.

Tematik parklar bakımından T.W Disney Co. Paris, Los Angeles, Florida başta olmak üzere birçok ülkede 36 bin odalı 27 otel, iki seyahat gemisi ve bir de Disney Institute adında özellikle dünya devlerinin Ceo'larının “profesyonellerin sihrin ardındaki işi keşfetmek” teması ile katıldıkları parklar vardır.

Tiyatroda ise Aslan Kral, Güzel ve Çirkin gibi ünlü Theatral prodüksiyonların da sahibidir.

Öte yandan çok sayıda dergi grupları ve ünlü St.Louis Daily Record gibi gazeteleri vardır.


4- Viacom 

Bir başka Medya Dev'i olan Viacom zaman zaman holding sermayesi üzerinde yaptığı oynama ve alımlarla ABD'nin Medya ile ilgili yasalarını zorlamış, yönetimi rahatsız etmiştir.

Mesela Viacom CBS gibi büyük bir TV şebekesini satın aldığında senatör McCain Medya sahipliğini düzenleyen kuralların yeniden ele alınması için teklif vermişti.

Viacom, daha önce adından söz ettiğim Vivendi SA ile yaptığı ortaklık sonucunda Japonya, Avrupa ve Güney Amerika da 100'den fazla sinemaya ayrıca 30'a yakın ülkede faaliyeti olan ve dünyanın en büyük video kiralama hizmeti veren ünlü Blockbuster şirketinin de sahibidir.

Viacom, müzik kanalı MTV sayesinde dünya genelinde yaklaşık 345 milyon haneye ulaşıyor. Aynı zamanda diğer bir müzik kanalı olan VH1'in de sahibidir.

Paramount, Nickelodeon ve Comedy Central gibi diğer büyük TV şebekelerinin sermayedarı da Viacom'undur.

Ayrıca ABD'de 180 radyo istasyonu, dünyanın en büyük reklam ajanslarından biri olan Infinity Outdoor ile yılda 2000'den fazla kitap yayımlayan yayınevlerine sahiptir.


5- News Corporation

Medya İmparatorluğunun bir başka adı, News Corporation.

Bu medya devinin sahibinin adının Rupert Murdoch olduğunu ve O'nun gerçeği yansıtan ama aynı zamanda kibir kokan şu sözünü hemen hepimiz biliyoruz: 

“ Bizdeki erişimin dünyada benzeri yok. İnsanlara uyandıkları andan, uyuyup kalana kadar ki tüm zamanlarında ulaşıyoruz. “

Murdoch doğru söylüyor, bütün zamanlarımız tamamen bu dünya devlerinin kontrolünde.

Bakın, bu imparatorluk, hangi mecraları ile etrafımızı kuşatmıştır?

Hepimizin bildiği FOX TV 22 dev şebekesi ile hem dünyanın en büyüklerinden hem de ABD'nin en büyüğüdür.

Ayrıca 20'ye yakın Fox şirketi daha vardır.

Kablolu ve Dijital yayınları ise FOX News ve on taneye yakın TV şebekesi vardır.

İngiltere'de, aralarında BskyB ve Sky'ın da bulunduğu 150 tane kanalı var. Asya'da ki STAR TV uydu hizmetleri ile 300 milyonun üzerinde insana ulaşıyor.

Avusturalya kanalı FOXTEL, Çin'de Phoneix'in de içinde bulunduğu dört kanal ve News Corp. yayınları ile de Avrupa, Latin Amerika, Yeni Zelenda, Hindistan, Japonya ve Endonezya'ya yayın yapmaktadır.

Ayrıca İngiltere'de, Avustralya'da, büyük futbol ve beysbol ligi ve kulüpleri dışında dünyanın en etkili dergilerinden ABD'de New York Post, İngiltere'de The Times, The Sun, News of the World gibi dergiler ve Avusturalyada, The Dail Telepraph, The Sunday Tasmanian, The Australian gibi ünlüleri olmak üzere yaklaşık 300 adet ulusal, yerel ve cemaatlere yönelik yayınları bulunuyor.

Biliyorum, Atalarımızın dediği gibi zenginin malı, züğür'dün çenesini yormaktadır.

Ama bu zenginler Atalarımızın zamanındaki zenginler gibi yerinde duran zenginler değil, bunlar, bizim hayatımızı istiyor, çocuklarımızı istiyor, kendi ülkelerimizi kendimizin yönetmemize izin vermiyorlar.

Evlerimize kadar giriyorlar. Gelecekte nasıl yaşamamız gerektiğine karar veriyorlar.

Dünya ülkelerinin birçoğu Rönesans’tan itibaren Batı Felsefe ve düşüncesini benimsedikten sonra daha çok kazanma ve modern yaşama uğruna zayıfı ezme hatta yok etme sürecine girdi.

Mal, servet, şöhret gibi unsurlar yoksulun ve kimsesizin acılarının üzerinde çılgınca tepinen ve hayatın asıl amacı olarak insanın gözünün içine sokulan sözüm ona değerler oldu!

Ne yazık ki medya bu hırs ve şehvet pazarında başrolü oynadı ve oynamaya da devam etmektedir.


B- Sosyal Medyanın gelişimi, içeriği ve etkileri

Türkiye’de İnternet kullanımının genel kullanıma açıldığı 12 Nisan 1993 tarihini dikkate alırsak, Türkiye’de internetin, 22 yıllık bir geçmişi vardır.

Dünya’da ise ilk defa ABD’de Askeri Araştırma projelerini desteklemek üzere PENTAGON tarafından ARPANET adlı bir ağ oluşturmak üzere1969 yılında başlandı ve 1980’in başlarında da yaygın kullanıma geçildi.

Öyle ise İnternet’in 30-35 yıllık bir geçmişi olduğunu söyleyebiliriz.

Bu süreyi dikkate alarak; yukarıdaki mecraların katettiği ekonomik ve kitlesel büyüklüğe oranladığımızda, bugüne kadar, dünyada hiçbir yeniliğin bu kadar süre içinde, böylesine ekonomik büyüklüklere ulaşamadığını da görürüz.

Aslında, biz burada, bir bakıma teknolojiden söz ediyoruz. Yani dünya baş döndürücü bir hızla değişiyor ve bu değişimin ana teması da teknoloji oluyor.

Teknoloji; Sanatı, Edebiyatı, Tarihi, Ekonomiyi, Medyayı, Felsefeyi ve Askeri oluşumları vb. etkiliyor. Aynı zamanda şöyle de diyebiliriz; teknoloji hem kavramları, kurumları ve hem de bireyin, toplumların yerel ve ulusal kültürlerini etkiliyor, değiştiriyor veya dönüştürüyor.

Bütün bu değişim ve dönüşümlerin merkezinde ise; gerek dünya, gerekse Türkiye araştırma sonuçlarına göre gençler bulunuyor.

Türkiye gibi nüfusu genç olan ülkelerde Sosyal Medya kullanımının nüfusa oranı, daha da büyük boyutlara yükseliyor.

Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’de, bizim bugün incelediğimiz Sosyal Medya ve Gençlik konusu daha da büyük bir anlam kazanıyor.

Gençlerin sosyal medyaya ilgilerini şu başlıklar altında sıralayabiliriz.

a) İnternete erişim diğer geleneksel medya mecralarına göre daha kolay. Örneğin bir dergiye, bir gazeteye, bir kitaba, bir ansiklopediye veya bir imla Kılavuzu’na ulaşım internette daha kolay hale geliyor ve bunların birçoğunu bir arada bulma imkânı ve fırsatı doğuyor. Her biri için ayrı ayrı ücretler ödenmiyor, kısa süre içerisinde bunlardan birkaç tanesinden faydalanılıyor.

b) Sosyal Medya’da iletişim daha özgür, daha bireysel ama aynı zamanda küresel imkânlar sunuyor genç kullanıcıya. Kullanıcı tüm klasik davranış biçimlerinin dışına çıkabiliyor. Kural, kaide, ritüel ve alışkanlıkların tümünü veya istediği kadarını eleştirebiliyor, benimseyebiliyor veya tamamen karşı çıkabiliyor. Tüm bunları yapabilme imkânı, özellikle genç insanı olabildiğince özgürleştiriyor. Bu özgürleşme, bireysel anlamda bir özgürleşme ama aynı zamanda küreselleşme boyutlarında; kendine güven, kendini tartma, kendi boyutlarını görebilme imkânı sunuyor. 

c) Sosyal Medya Popüler Kültür taşıyıcısıdır. Bu alanda yapılan tüm çalışmalar da tartışmasız Sosyal Medya’nın çok ciddi bir popüler kültür taşıyıcısı olduğunu kabul etmektedir. Böyle olması da Sosyal Medya’nın genç kitlelere daha hızlı yayılmasında büyük bir rol oynamaktadır. Popüler Kültür aynı zamanda bireyin ailesine ve topluma karşı sorumluluklarını da daralttığı için birey, modern hayatın pompaladığı rahatı, kolayı ve hazır olanı tercihe zorlamaktadır.

d) İçeriğin çeşitliliği. Sosyal Medya’da içeriğin çeşitli olması başlı başına bir cazibe unsuru olmaktadır. Kullanıcı; milyonlarca bilgiyi, bilgi kırıntısını, haberi, fotoğrafı, filmi, müziği, belgeseli, gezeceği yeri, giyeceği elbiseyi, yiyeceği yemeği ve alacağı ayakkabıyı sosyal medya içeriğinde bulabilmektedir. Tatile gitmek, istediği ülkeyi, fiyatlarını ….. ve akla gelebilecek tüm ihtiyaçlarını, kullanıcı, sosyal medya içeriğinde bulmaktadır ve bu çeşitlilik sosyal medyanın cazibesini arttırmaktadır.

e) Yaşıtlarla iletişim fırsatı sunuyor. Sosyal medya genç insana, gerek ailesinde, gerek sosyal hayatındaki toplumun diğer kesimlerinde kendi yaşıtındaki insanlarla daha çok birebir iletişim ortamı oluşturuyor. 

Bu, onun, hem kendini ifade etme biçimini kolaylaştırıyor, hem de kendinden daha yaşlı insanlarla kurmakta zorlandığı iletişimi asgari boyutlara indiriyor ve topluma kendi jenerasyonunun kanalı ile ulaşıyor. 

Kolay ve rahat ulaştığı bu toplum kesimi ile kolay rahat bir iletişim kuruyor. Ancak bu kolay ve rahat ile yukarıda söylediğim diğer kolay ve rahatlar genç bireyi aynı zamanda toplumsal sorumluluklarından uzaklaştırmaktadır. 

Bu sebeple, Sosyal Medya’nın yaygınlaşmasına paralel olarak giderek sorumluluk yaşının da 20-30 yıl öncesine göre çok daha yukarı yaşlara tırmandığını düşünüyorum. 

Özellikle genç erkeklerde bu tırmanış daha hızlı ve yüksek seyretmektedir. Yani 30 yıl önce 20 yaşında genç bir erkek evlilik sorumluluğu almak konusunda çok daha istekli iken, bugün 20 yaşındaki genç bir erkek evlilik veya diğer hiçbir sorumluluğa kendisini hazır hissetmemektedir.

Bununla birlikte sosyal medya kullanıcısı genç bireylerin sorumluluk yaşının yükselmesinde modern hayat tarzının sunduğu konfor da, ayrıca rol oynamaktadır.

Öte yandan hayatın sert ve katı gerçekleri ile yüz yüze gelmek, bugünün sosyal medya alışkanlığı kazanmış genç bireylerini korkutmaktadır.


C- Ne Yapmalı?

Bugün artık sosyal medya diye bir gerçeğimiz var. 

Bunun ortaya çıkışına biz vesile olmadık ama kendimizi ve gençliğimizi sosyal medyanın içinde bulduk.

Artık şikâyet etmekten, yakınmaktan, birbirimize zararlarını sayıp dökmekten vazgeçmeliyiz ve bir anda kendimizi içinde bulunduğumuz bu gerçekle yüzleşmeliyiz.

Batı, uzun zamandan beri sosyal medyanın zararlı yanlarından çocukları ve gençleri nasıl koruyacağının köklü bir eleştirisine başladı.

Biz de bu eleştirilere yakından kulak kabartmalı, katılmalı ve sosyal Medya’nın kültürümüz, milli varlığımız üzerinde olumsuz baskılarını azaltacak, yok edecek tedbirler almalıyız. 

Daha da önemlisi pasif bir konumdan, aktif bir konuma geçerek gençlerimize bu alanda özgüven vermeli, sosyal medyanın olumsuz etkilerine maruz kalmalarının önüne geçecek adımlar atmalıyız. 

Yani kendi irademizle ortaya çıkmamış olan ama kendimizi içinde bulduğumuz ve her türlü kötü etkisine maruz kaldığımız, sosyal medyaya, irademizi teslim etmek yerine, irademizle dimdik ayakta kalarak kötülükleri bertaraf etmeliyiz.

Meseleye birçok açıdan, geniş perspektiften, âli ufuktan ve hakikatlerden yola çıkarak bakmalıyız. Aksi takdirde uzun süre sosyal medyanın zararlarını tartışarak zamanımızı ve enerjimizi heba ederiz.

Mesela, bugün, birçok ülke kendilerine yapılacak siber saldırı’ya karşı büyük bütçeler harcayarak tedbirler almaya çalışıyorlar.

Bu, şu anlama geliyor: Eğer bundan sonra savaş olacaksa geleceğin bu savaşlarını dijital ve siber açıdan bilgili, donanımlı ülkeler daha rahat kazanacaklardır.

Öyle ise biz de, ulusal güvenliğimizi bu gerçeğe yani muhtemel siber saldırı olacakmış gerçeğine göre şekillendirmeye mecburuz.

Elbette şu anda bunun yapılmadığını iddia etmiyorum. Ancak benim söylemek istediğim şudur: öncelikle kendimizi hızla sosyal medya zararlarını konuşma boyutundan kurtarmalıyız ve gençlerimize ulusal değil küresel boyutta hedefler göstermeliyiz, bunun eğitimini de ülkemizin insanına çok küçük yaşlardan itibaren vermeye başlamalıyız.

Ayrıca bugün ki Bakanlıklardan birinin adının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olması çok isabetli olmuştur fakat bu Bakanlığımızı bu alanda daha donanımlı hale getirmeliyiz.

Genelkurmaya veya Emniyete bağlı bir Siber Kuvvetler oluşturmalıyız. 
 
Peki, neden ısrarla bunu söylüyorum?

Bakın hepimizin bildiği gibi ülkelerin nüfus çoğunluğu hangi kesimde çalışıyorsa ülkeler o ad’la adlandırılır. Mesela çoğunluk tarımda çalışıyorsa tarım toplumu, çoğunluk sanayide çalışıyorsa sanayi toplumu denir.

Bugün dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu fakir ve hala tarım ya da kısmen sanayi toplumudur. Ama dünyayı da zaten bu çoğunluk yönetmiyor, dünyayı azınlık olan ama adı Bilgi ya da Bilişim Toplumu bir başka adıyla İletişim Toplumu olan ve dünya nüfusuna oranla çok küçük nüfusa sahip olan Batılı ülkeler yönetiyor.

Peki, bunu nasıl anlıyoruz?

Şöyle: Bir ülkenin ilk 10 veya 20 büyük firmasına bakarsanız bunu, derhal anlarsınız. Mesela batının büyük firmalarına bakarsanız bunların çoğunun sosyal medya dediğimiz alanı da içine alan, dev bilişim ve iletişim firmaları olduğunu görürsünüz.

Yani o ülkelerde nüfusun çoğunluğu bilişim ve iletişim firmalarında çalıştığı için o ülkelere bilişim ya da iletişim toplumu diyebilirsiniz.

Söylediklerimizi daha iyi anlatabilmek için Türkiye ve ABD’nin en büyük ciro’lu ilk on firmasını örnek vereceğim.

Diyeceksiniz ki Türkiye ile ABD’yi nasıl mukayese edebilirsiniz? Hayır, ben zaten cirolarını örnek göstermiyorum. İlk on firmayı hangi işleri yapıp, neler ürettikleri bakımından birbiri ile karşılaştıracağım.


Türkiye 2014

1- Koç Holding (34.7 Milyar $) Petrol, Beyaz Eşya, Otomotiv ve Bankacılık

2- İş Bankası (14.6 Milyar $) Bankacılık

3- Sabancı Holding (13 Milyar $) Bankacılık, Otomotiv

4- Türk Hava Yolları (9,8 Milyar $) THY taşımacılık

5- Garanti Bankası (9.5 Milyar $) Bankacılık

6- Akbank (7.9 Milyar $) Bankacılık

7- Türk Telekom (6.9 Milyar $) İletişim, Haberleşme ve Teknoloji hizmetleri, AVEA, T-T-N-E-T, Lübnan menşeli % 55 Lübnan OJER, % 30 Türkiye Cumhuriyeti, % 15 Halka arz.

8- Enka (6.5 Milyar $) Müteahhitlik

9- Halkbank (6.4 Milyar $) Bankacılık

10-Vakıfbank (6.3 Milyar $) Bankacılık



ABD 2014

1- Apple (478.7 Milyar $) - Bilişim

2- Exxon Mobil (4220 Milyar $) - Petrokimya

3- Mikrosoft (3402 Milyar $) - Bilişim

4- Google (3130 Milyar $) - Bilişim

5- Berkshire Hathaway (308 Milyar $) Banka, Sağlık, inetrnetin on üç kök ad sunucusundan ikisi dahil olmak üzere.com, .net ve name gibi alan adları ve ayrıca .cc, .tv ülke gibi üst seviye olan adları ve yine Level Domains CC, TLD ve .jobc ile . edu üst seviye alan adları gibi çok sayıda alan adları, arka uç sistemleri ve ağ altyapısı - Bankacılık, bilişim ve iletişim işletmecisidir.

6- Johnson ve Johneson (277.8 Milyar $) Bebek ürünleri, saç bakım ürünleri ve Haberleşme Teknoloji servis ağları.

7- Wels Fargo (261.2 Milyar $) kuruluşta bankacılık hizmetleri yapar, hatta şu anda da ABD’nin en büyük Mortgage firmalarındandır. ABD’nin ilk internet bankacılığı hizmeti sunan ciddi bankasıdır. On binlerce kayıtlı aktif online müşterisi vardır.

8- General Electric (259.5 Milyar $) Elektrik, elektronik, haberleşme ve iletişim hizmetleri.

9- WolMart (Volmart) (246.8 Milyar $) Hipermarketler zinciri.

10-JPMorgan Chase (229.8 Milyar $) Bankacılık ve Menkul değerler.


Yukarıda ki tablolar bize ABD’nin bir Bilişim- İletişim toplumu olduğunu, bizim ise, hizmet sektörü ağırlıklı bir toplum olduğumuzu söylüyor.

Dolayısıyla, hızla, Katma Değeri yüksek bir toplum olmanın çarelerini bulmak ve uygulamak zorundayız.

Aksi takdirde, ülkemiz, ileride büyük bedeller ödemek zorunda kalabilir zira üzerinde oturduğumuz bu coğrafya bize bunu söylemektedir.


Ferman Karaçam 

fermankaracam@gmail.com

fermankaracam@twitter.com

twitter.com/fermankaracam

facebook.com/ferman.karacam


Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha