Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

SEVMEK

SEVMEK

Sevmek yanmaktır, farketmektir, alışmaktır.

Gülleri yolunmuş yetim bir bahçede

dikenlere basarak gül aramaktır.

Yıldızları sökülmüş zifir gecelerde

yıldızını aramaktır üryan ve uykusuz.

Vurulmaktır bir ceylan yavrusunun gözbebeklerinde,

kanamaktır bir eski derginin sayfalarında damla damla,

alnına su'dan mührü vurulmasıdır yaşamanın.

Kıvama ermektir sevmek.

Tipiye tutulmaktır bir kekliğin kanatlarında,

gül'den doğup gül'e gül ile akmanın,

gül'den doğup gül'e kavuşmak için kavrulmanın adıdır sevmek.

Sevgilinin bakışlarıyla hep baharı yaşayan bahçelerde

yeşilini bulduğunu sanırken kırağıya yakalanıp sararmaktır.

Kanındaki ateşe bir çığlık iliştirmek

ve ateşle birlikte yükselmektir göklere.

Göklerin nabız atışlarına bitiştirmektir hasretin hararetini,

en sevgiliye ulaşmanın bitmeyen koşusudur sevmek.

Islatmayan yağmur, rengi uçuk bahar, kanadı kırık fırtınadır.

Dili değdirmektir muhabbetin susuzluğuna.

Karanfilli göz yaşlarını içmektir karanlığın sessiz mavisinde hıçkıran sevgilinin.

Öylece yüreği köze atmaktır bile bile.

Siyah'ta kara'yi/ beyaz'da ak'ı arayışın adıdır sevmek. 

Geceyi sıyırmaktır kalabalık ölümlerin ıssız ve simsiyah uçurumundan.

Uçlara vurmaktır aklı, en uçlara.

Geceyi yoğun yaşamak, geceyle konuşmak,

gecenin sabahı'na, kuş seslerine,

gün ışığına açılan kapılarından dimdik yürümektir.

Gece sonsuz bir ummana dönüştüğünde,

onun kalp atışlarını saymak, nabız atışlarını saymak, iniltilerini duymak,

gecenin aynasında kendi yüzüne bakıp aşkı görmektir sevmek.

Gecenin karanlık dehlizlerine dalarak aydınlığa ulaşmanın umuduyla alnı usulca değdirmektir toprağa.

Ak güvercin gibi azad edip uçurmaktır sevgiliyi mavi göklere

ve bakmaktır ardından yaralarından hicran sızarak.

Sevmek en büyük gök armağanıdır bir yürek için.

sevmek yeniden sunulmuş bir hayattır.

Kan revan aranıp durmaktır kalabalık yalnızlıkların fırtınasında,

bir ömür kan kırmızısı karanfilini taşımaktır avuçları tiril tiril kavrulsa da.

Sevmek tutunmaktır.

Sevmek kopmaktır ötekilerden.

Sevmek kendine hiçbir şey ayırmaksızın hep vermektir, Ebubekirce.

Anadilini ilk kez onunla konuşmaktır.

Anayurduna kavuşmaktır.

bilgeleşmektir hayatın en gerçek üniversitesinde.

yıldızlara kaçan göz nurunun peşinden göklere seyahat etmektir

ölümcül acıları yükleyerek omuzlara.

Ölüm sularında dirilmektir yeni bir hayatın. 

Dokunmadan içmektir kızılcık şerbetini susuzluğun.

Dağ yamaçlarına yazılmış türkü mısralarında

isyankar kiraz çiçekleri sulamaktır.

Siyah erikler devşirmektir kan-köpük sularından Kanlıca'nın.

Hep kapısında beklenilen zaman sarayıdır sevmek.

Her türlü hesabın ve tedbirin üstünde bir hesaptır, 

gündelik hayatımızın dışında, ötesinde ve üstünde, 

fakat gündelik hayatımızı alt-üst eden,

Dönüştüren, kendine göre şekillendiren,

her akışı tersine çeviren, kendi rengine boyayan,

harmanında öğüten değirmen taşıdır sevmek.

Durduğumuz yer ne kadar sağlam olursa olsun,

kendimize olan güvenimiz ne kadar sarsılmaz olursa olsun

irademizi alıp götüren dev bir dalgadır.

Kopmaktır hayattan.

Canların tek bedende yaşamasıdır sevmek.

Önceden açılmayan kapıların ardında

hangi karanlık ölümlerin işlendiğine tanık olmaktır.

Uçurumda gül koklamaktır sevmek.

Göğüs de damarlar çatlarken,

mavi atlasların deli kanatlarında gök alemlerini seyre çıkmaktır.

Sesin aynasına, ışığın sesine, aynanın ateşine dokunmaktır sevmek.

Susarak kavrulmak kavrularak erişmektir sevmek.

İçinde yanardağlar

dışında buz kraterler taşımaktır.

Kül'de kor gibi, kor'da kül gibi olmaktır.

Önce yanılmak, sonra yanılmak ve yanıltmak en sonunda da yanılgılarına üzülmektir.

Sevgiliye söylenememiş, dil ucunda ama hep unutulan bir kelimedir sevmek. 

Sevmek olmaktır.

Olmak sevmekle farkedilir. 

Öteki'leşmektir sevmek.

Hiç olmanın yani olmamanın zifirinden 

var olmanın aydınlığına çıkarana, 

hayata katana, can bağışlayıp yüreklere sevme iksirinin tadını aşılayana, 

sevdirene, sevgiyi öğretene, var edene, hamdolsun.

Pervanenin havası, suyu, gıdası ışık değil midir?

Pervane ışıktan alır yaşama gücünü, ışık pervanenin hayat kaynağıdır.

Aşk sonsuz bir nur ummandır 

İnsana sunulan ise bir tek damlasıdır o ummanın.

İnsan bir damlanın içinde ki bal'ın zehriyle

bir damlanın içindeki nur'un narıyla kıvranıyor, kıvranıyor...

Ya umman nicedir, kim bilir?

sevmek o ummanda yok olmak,

sevmek o ummanda var olmak,

sevmek oraya kavuşmaktır

Kavrularak, Elif'in incecik

gümüş çizgisinde 

ah...!


Ferman Karaçam / Yetim Çağrışımlar 

Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha