Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

ÇIKIP GELEN ANSIZIN

ÇIKIP GELEN ANSIZIN
Bir gün ansızın çıka gelir.Sizi şah damarınızdan yakalar.

Bütün hayatınızın akışı değişir.

Farkı anlamanız yeni bir akış belirlemeniz gerekmez,

zaten yeni durum sizi çekip-çevirecektir.

Hiç beklemediğiniz anda çıkıp gelen bir ses'tir, bir renk'tir, bir türküdür,

bir gül'dür, bir karanfil'dir, bir çiçek'tir.

Belki onu hiç beklememişsinizdir.

Ama o sizi hayat damarınızdan,

ana damarınızdan yakalar.

Kendiniz olmaktan çıkarsınız. Elleriniz, parmaklarınız, kollarınız, ayaklarınız tatlı bir lodos akıntısına kapılmıştır.

Saçlarınızın uçuşu bir meltem okşayışına teslimdir. Yönünüzü tayin eden yüreğinizdeki uçuş pilotudur. Belki tarlada çapa yapan bir ırgat vurmuştur sizi. Gözleri ay ışığı gibi akmıştır içinize. 

Belki kız kulesinin hemen yanında, elinizdeki karanfilden bir tohum düşmüştür yüreğinize.

Belki gökte oynaşan bir yıldız konmuştur göğsünüze.

Belki denizin üstünde titreyen pırıltıdan bir tutam.

Bir iplik fabrikasında makinasının başında, gece saat üç buçukta bir işçi bakmıştır belki gözlerinize.

Veya, Kanlıca'da iskelenin yanındaki küçük parkta, duvar kenarında açmış kırmızı bir gül "hah işte bu" dedirtmiştir size.

Bunların hepsi olabilir,bir gün, hiç beklemediğiniz bir gün mutlaka çıkıp gelir size o.

Böyle gelişlere en uygun mevsim hep ilk yaz olmasına rağmen sizinki sonbaharda da gelebilir.

Yağmurun ince ince çiselediği bir ikindi vakti olabilir.

Bir damlacık olarak yüzünüze düşebilir kim bilir...!

Yüzünüze, ellerinize ya da alnınıza düşebilir, alın yazınız gibi.

Alnınızın tam ortasına o mini yağmur damlası konunca davranışınız değişebilir, hayatınızın akışı tersine dönebilir.

Hani sıcak iklim acıları, sıcak iklim yanışları vardır, insan bedenini bir anda sarıp sarmalar.

Yoz, kof, kaba, anlamsız ve hoyrat olan her şeyin kovulması böyle anlarda gerçekleşir.

İnsan olduğunuzu hatırlarsınız.

İstanbul on dokuz yaşında al duvaklı bir gelin oluverir ansızın.

Ya Deniz ? daha önce yanından geçmiş miydim ! ah bu deniz ne zaman buradaydı ! rengi mavi miymiş !

martılar kanadını denize vurunca bir türküden bir mısra gibi, sesi insanın içine düşer miymiş !

Sarayburnu, Topkapı sarayı , inci gibi dizilmiş, pır pır yanıp sönen sahil ışıkları, ay ışığı ve yakamoz, ay ışığının deniz üstündeki dalgalarla cilveleşmesi, yıldızlar; bir yıldızın ansızın kayıp denize düşmesi. 

Bir demet kırmızı karanfil ve karanfilden size, sizden denize, denizden karanfile, karanfilden gökyüzüne görünmeyen müthiş bir elektrik akımının dolaşımı.

Yüreğiniz bu akımın ana trafosu olmuştur.

Bir gün ansızın çıkagelir o müthiş ses, sizin sesinizle .bütünleşir ve tatlı bir ahenk oluşur. Var olmanın, yaşıyor olmanın parçalı, yarım veya ayrı olmanın 

ıstırabı, kim bilir kaç yıl, kaç asır yaşanmıştır da biz, siz, hepimiz onu başka sebeplerde aramışızdır.


Ferman Karaçam / Yetim Çağrışımlar









Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha