Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

Emek Hırsızları

Emek Hırsızları

Güneş ürkek bir tavşan gibi boz bulutların altından bir görünüp bir kayboluyor. Ilık ve tedirgin edici bir İstanbul sabahı. Trafik önceki günlere göre daha rahat ve akıcı.

Bugün bir Mayıs.

Gelişini, gelmeden haftalar önce mutlaka bilirsiniz. 
Duvarlara afişler asılır. 
Genellikle koyu kırmızı ve siyah renklerin kullanıldığı afişlerde sert bir hava sezersiniz.

Kötü bir şeyler olacak; dövüşme, kavga, vuruşma. 

En azından bir ağız dalaşı. Ama mutlaka bir şeyler, acıtıcı şeyler olacak dersiniz içinizden.

Afişlerdeki yazılara bakınca, içiniz daha da kararır. " haydin", " toplanın ", " gelin " - bu arada afişimizde mutlaka sıkılmış yumruk resmi de vardır- "meydanlara yürüyoruz",…. gibi.

Bir cadı kazanıdır başlar kaynamaya. Homurtular, parmak sallamalar, tehditler gelir ardından.

Emeğin adına konuşanlar " hele o gün bir gelsin görürüsünüz neler olacak " der gibi, sopalarını gösterince, milletin örgütlüsü olan devlet adına, yani milletin adına konuşanlar da altta kalmak istemez, onlar da bir yandan aynı ses tonuyla cevap yetiştirirken, diğer taraftan da coplarını çıkarırlar.

Böylece emeğimizin, alın terimizin bayramını kutlamaya yakında başlayacağımız anlaşılır, benim ülkemde!

Bayramların gelişlerinden böyle mi haber verilir, bayramların kendileri gelmeden önce insanların içine korku, kaygı, tedirginlik hissi mi aşılanır?

Afişlere, bir süre sonra sert sert konuşmalar, ciddi ciddi pazu göstermeler de eklenince, artık siz o ülkenin bir vatandaşı olarak kavganın ve dövüşün geleceğini bile bile bakarsınız mayısın birine.

Bu mudur emeğin bayramı?

Ben, ne böyle emekçi biliyorum, ne de böyle bir bayram.

Ama şunu biliyorum, emek kâinatın kalbidir.

O gün taş atan kalbimizi taşlamıştır, gaz sıkan da kalbimize sıkmıştır.

Kağıt afişler üzerinde küçük zalimlikler yapmanız belki tebessümle karşılanabilir fakat, emek adına şehirlerin altını üstüne getirmenize asla müsaade edemem.

Siz kimsiniz, sizler kimlersiniz ki, benim kutsallarım adına, benim şehrimin sokaklarında terör estiriyorsunuz?

Emek ve alın terine özgü duygular bu ülkede neden gelişmedi, neden marjinal kaldı, neden yumruğu sıkılı birkaç örgütle özdeşleşti, biliyor musunuz ?

Bu emek düşmanı örgütler ve sol bu millete sadece zihinsel ve fikirsel olarak kötülük yapmadı. Emeği ve alın terini de istismar ettiler; sokakla, kanla, vuruşmayla, terörle irtibatlandırıp halkın nefretini kazandılar.

Emeğinin karşılığını alamadığını, sömürüldüğünü, ezildiğini bilen, hisseden çalışanlarımız sokağa çıkmaktan korktu.

Eğer sokağa çıkarsa, sokaktaki teröristle aynı olacağını biliyordu emekçilerimiz. 

O yüzden de sokağa çıkmaktansa susmayı tercih etti.

Bugün eğer, Bir Mayıs emeğin bayramı olarak kutlanıyorsa, bunu asla sokakta terör estiren ve " Ya Taksim, Ya Ölüm " gibi işi amacından saptırıp tamamen devletle savaşmak boyutuna taşıyan art niyetli Sendika Ağalarının tutarsız davranışlarından dolayı olduğunu sanmasın kimse.

Bir Mayıs ,iktidar partisinin emeğe ve alın terine olan saygısının tarihsel bir iz düşümü ve yansıması olmuştur.

Eğer, Emekçinin parası ile saltanat kurmuş Sendika Ağaları gerçekten emeğe saygılı olsalar, çok daha etkili, çok daha verimli sonuçlar alırlar bu ülkede.

Ama, onlar emeği ve emeğin kutsal yanını kendileri ile birlikte marjinalleştirip milletin gözünden düşürdüler.Üstelik bunu emekçinin aidatını yani parasını kullanarak yaptılar. 

Alın terinin karşılığını, emekten doğan gücün etkisi ile almak,her yıl bir Mayısta sokaklarda kan akıtmak, esnafı canından bezdirmek, dükkanların, bankaların camını çerçevesini indirmekle aynı anlama gelmeseydi, kitleler; binlerce, milyonlarca pazu'yu sessizce meydanlara indirip, sessizce emeğini savunsaydı bugün , bu ülkede taşeron işçi olmazdı.

Bugün bu ülkede milyonlarca sigortasız insan çalışıyor, çalıştırılıyor olmazdı.

Bugün bu ülkede asgari ücret bu seviyelerde olmazdı.

Çünkü Sendika Ağaları patronlardan daha fazla emeği sömürüyor. 

Bir yıl susuyor, yılda bir kez emekçiyi sokağa döküp böylelikle güya emekçinin hakkını savunmuş oluyor.

Bugün bir çok Batı Ülkesinde ve ABD'de gücünü emekten bile almayan öylesine etkili Sivil Toplum Örgütleri vardır ki devlet, o Sivil Toplumun alanı ile ilgili, o STK'dan habersiz ve O'nun olurunu almadan bir tek kanun, yasa, yönetmelik çıkaramaz.

Bizim tüm işçi sendikalarımızın etki gücünü toplasanız batıdaki bir tek STK'nın etki gücünün yarısına bile ulaşamaz.

Çünkü onlar, bizimkiler gibi bir yandan kırıp, döküp bir yandan da hakkı, hakikati saklamazlar ve bu kırma dökme işini gerçeği yani işçiyi emekçiyi sömürdüğü gerçeğini perdelemek için kullanmazlar.

Bu Sendika Ağaları Emekçinin hukukunu, hakkını savunmuyorlar, Emekçiye yalan söylüyorlar ve tam tersine yaptıkları, yılda bir defa marjinal örgütlerle birlikte sokağa çıkıp, ortalığı karıştırarak bu ülkede gerçek alın teri savunucusu örgütlerin,STK'ların ortaya çıkmasına engel olmaktır.

Çünkü asıl sömürüyü kendileri yapıyor ve gürültü patırtı kopararak gözlerin kendilerine çevrilmesini engelliyorlar.

Benim dileğim; bu ülkede yıllardır gerçek emek savunucularının ortaya çıkmasını engelleyen bu emek hırsızlarının, o kutlu alın teri selinin içinde boğulmasıdır.
 
Gerçek emekçilerin bayramı kutlu olsun.

Bizim kitabımızda; "…insan için emeğinden başkası yoktur " kesin ve keskinliği ile kutsanıp, levhalaşan o helal alın teri ile çoluğunu çocuğunu besleyip büyütenlere selam olsun. 


Ferman Karaçam

fermankaracam@gmail.com

fermankaracam@twitter.com

https://twitter.com/fermankaracam

facebook.com/ferman.karacam


Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha