Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

Ferman Karaçam yazmalı diyen el kaldırsın!

Ferman Karaçam yazmalı diyen el kaldırsın! “Adem kardeş, ben hala Ferman Karaçam’ı sevmek için bir neden bulamadım!’ diyenlere 3-5 neden sayarak başlayayım bu yazıma. 
Olur ya henüz tanımayanlar, bilmeyenler ya da sevmeyenler vardır aramızda.

Ferman Karaçam, camiamızın yayıncılık alanının ilk atlılarındadır. Kimsenin yazmak, çizmek, yayınlamak derdi olmadığı zamanlarda bu işe soyunmuş ve İlim ve Sanat, Kadın Aile, İslam Ansiklopedisi, Gül Çocuk, Ayrıntı, Marmara Fm, Radyo 7 gibi mühim işlerde mühim imzası olmuştur.

Seni de vururlar bir gün ey acı!

Kudüs’
ün, Şam’ın, Bağdat’ın, Saraybosna’nın ve nice gözü yaşlı diyarlarımızın sızısını, yüreğinde çok ama çok hissedenlerdendir. Rahmetli Sacit Onan’ın enfes sesinden onun “Acı” şiirini duymayanımız yoktur. İşitemedim diyenlerdenseniz hadi bir ipucu vereyim: “Seni de vururlar bir gün ey acı!”

Bu camiada az çok eli kalem tutan, mikrofonda konuşan, TV’de söz söyleyen kim varsa, Ferman Karaçam’la yolu mutlaka bir yerlerde kesişmiştir. 
Dergilerde, radyolarda gelişimine katkıda bulunduğu isimleri, yolunu açıp, “Yürü bre koçum!” diye sırtını sıvazladıklarının listesini buraya yazmaya kalksam, benim klavyemin tuşları yorulur sizin de güzel gözleriniz.

Ferman Karaçam tüm bunların yanında boynuna taş bağlamış birisidir. Çıkıp ortalarda bağırmaz, “Ben buradayım!” diye kimseye işaret çakmaz. 
Mütevazı yürüyüşünü her dem sürdürenlerdendir. Az söyler, hoş söyler. Çok dinler, çok eşlik eder. Anadolu topraklarında yetişmiş ve hasadını gönül erlerine teslim etmiştir. Bundandır ki biz onu çok severiz, o da bizi.

İslam Ansiklopedisi’nde Fethi Gemuhluoğlu maddesini o yazmıştır

İslam Ansiklopedisi’nde Fethi Gemuhluoğlu
maddesini o yazmıştır. Zira Gemuhluoğlu kadar dost, Gemuhluoğlu kadar dostluğun kıymeti bilip, hakkını verenlerdendir.

Artık burada yeter diyelim. Yoksa başka yazacak yerimiz kalmayacak. Efendim benim asıl muradım şudur. 
Yoksa bayram değil, seyran değil neden Ferman Karaçam’ı yazayım.

Ferman Karaçam, aynı zamanda, eskilerin tabiri ile ayaklı kütüphanedir. 

Taşıdığı yük, kitapların kelimeleri değil bizim son 40-50 yıllık serüvenimizin serencamıdır. Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Akif İnan, Cahit Zarifoğlu gibi güzel insanlarla hemhal olmuştur. Onunla on dakika sohbet edin ki, bu güzelliklerinden biri dudaklarından dökülmesin.

Ayrıca camiamızın ilk yayınlarında bulunduğu için herkesle görüşmüş, herkesle tanışmıştır. İsmail Cem’le Mehmet Zahit Kotku’nun hatırasını ondan başka bilen yoktur. Erbakan Hoca’nın nice ilginç günleri onun aklındadır. Necip Fazıl’ın son günlerindeki tartışılan meselelerinin bir numaralı tanıklarındandır. 
İhtilalde askerliğini yaptığı Diyarbakır Cezaevi anıları ise, memleketimizin acılı günlerinin müthiş bir özetidir. İsimleri saymaya gerek yok. 
Ama bizim gönlümüzde olan herkesle dost olmuş, söyleşmiş, dertleşmiş ve ansiklopediler dolusu hatıralar biriktirmiştir.

İşte, aziz dostlarım, ben derim ki, bu rikkatli anılar neden kitap olmaz. O geçiş dönemlerinin sarsıcı günlerinin hikâyeleri neden yazılmaz. Hem de tüm bunların göbeğindeki Ferman Karaçam tarafından.

Ben ne zaman onunla buluşsam durmadan kafasına sokup duruyorum bu fikri: “Ağabey, yaz ve bilelim!” diyorum. 
Yine olanca mütevazılığı ile bu fikrin karşısında duran, Ferman Karaçam’a karşı yanımda saf tutacak dostlar bulmak için yazdım bu yazıyı.
Ne dersiniz hep birden söyleyelim mi: Ferman Karaçam yazsın artık!

Adem Özbay 

Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha